derler ki; bir zamanlar züleyha büyük bir aşk ile bağlanmıştır yusufa ancak sevgisi onu var etmek için değil bir tek kendine ait kılmak emeliyle kaplamıştır benliğini öyle ki bu uğurda iftiralar atmaya kadar vardırmıştır işi ve yusuf bir anda zindanda bulmuştur kendinizamanında mısıra sultan olmak için kuyuda yusuf olmayı öğrenen peygamber bu defada zindan da hakkın tecellisini sabırla bekler öte yandan zaman züleyhanın tüm güzelliğini ondan çalarak geçergün gelir yusuf sultan olur mısıra ve gezmekte iken halkının arasında ona tanınmadan bir nazar edebilmek uğruna bir hicaba bürünerek bir duvarın dibine saklanan züleyha uzakta at üstünde görünce sevdiğinin heybetini bir derin ah ile inleyerek bırakır nefesini öyle derinden çıkan bir ahtır ki bu yakar yusufun kırbacını ve can havliyle fırlatır elindekini işte o zaman el açar züleyha ve der ki; “ey rabbim, o ki koskoca mısırın sultanı, sana sevgili peygamber bense aşık garip bir kadın gel gör ki, benim yüreğimde taşıdığım aşkın bir zerresini o elinde taşıyamıyor...” Hikaye : Muhiddin ATTAR Nakleden: Cemalnur SARGUT Şiir : Nuray Özgüney