Ah! rafa kaldırılmış sevdalar… Masumiyet hiç bu kadar can yakmamıştı; Madur olmamıştı hiç yürekler bu günkü kadar Tozlu raflar hiç bu kadar isyanı lisan bilmemişti kendine Kendi yükünü omuzlanmayan insandan bu kadar şikayetçi olmamıştı Raflar bilirdi ki insan yüküyle eşreftir. Araf… Bir adım ötesinde “yar” deyip susmak varken Bir adım gerisinde ağyarı’ı “yar” bildiği için susturulmak olan çizgi. Arafta kalakalmak öylece… Yar’la nasıl hasbihal edeceğini kestirememek Yar’e nasıl dokunacağını bilememek /üşümek bir ağustos sıcağında kendi çölünde./ Yar’e varma edebini bilememek kaybetmek! /kaybolmak en iyi bildiği muhitte./ Yar deyip susmanın güzelliğini kavrayamamak /lütufları aşikar olarak aramak belki de Hikmetin perdesinde takılı kalmak./ Ah yar deyip geceyle söz eyleyebilmenin adabını bilmemek Yar’in “var” olduğunu anlayıp “yok”ların dirliğinde can çekişmek. Can-sızlık için… Arafta kalakalmak öylece… Her cinayetin yolcusuna yol sorulup her yola baş koymaya çalışmak Ve…hiçbir yolun O’na ulaştığını görememek Yol bir’dir oysa /yürekten geçen yol/ Yar bir’dir oysa /bizi kendine yar bilen yüreğe vefalı olan…/ Yolun sonu bir tek sondur oysa /ölüm…/ Ebedi mekan birdir oysa /güzel’le randevulaşılan yer ; Toprak ve ötesi…/ Yüreğim Toparlan gidiyoruz! /ya da Toparlandım gidelim!/ Arafta kalakalmak yakışmadı bize; Bir adım atalım hadi “yar” deyip susalım; “yar”dandır deyip razı olalım!