Gittin işte; beni ayak izlerinde ki gözyaşlarımla bırakarak senin her zaman gidişlerin vardı zaten benim gelişlerime puslu barikat... Şimdi; makas ucunda ki tek kesimlik acılarla başbaşayım dekoltesi bol gülüşler dikiyorum artık umutlarıma saatlerim çarpık günlerim çatlak yılım yitik senin yokluğun da... Gittin işte; hoşçakalı esirgenmiş bir veda sonrasın da (hoşça)bakamadan kendime ve hoşkalamadığım sen iç çamaşırım elbisem başladım soyunmaya şimdi çırılçıplağım... Gittin işte; gözlerime yağmur yapışmış fırtına az sonra bastırır gideceğim yerlerin sevimsiz bir yokoluş... Ben arkandan bıraktığın her sözcükten tabut yapıyorum kendime gülüşlerinin cesedini saklıyorum yüreğime ve heybemin gözünde ki mutluluğu tereğin üçüncü rafına kaldırıyorum sefilce... Gittin işte; susmaların ne çok kalabalığı varmış meğer utanmışlıklarımı yok eden deli öpüşlerin ve acıya şekil veren ustalığın hepsi gittiler topyekün... ve şimdi ben yarım sen terkediş ben çeyrek oldum az evvel. sen; içimde ki yitiriliş....