Küllerinden ateş diriltmekti uzaklığın. Pervane olup ateşine düştüm. Yandıkça çoğaldım yandıkça azımsadım sensiz geçen günlerimi. Ömrümün noktası… gelmezsin bilirim… yollarım dar gelir adımlarına. İşte hep bu yüzden yalnız ve yarsızım ben… Ki dönseydi yüzün yüzüme anlatacaktım sana yıllanmış şarapların tadında nasıl geçilirdi bir ömürden… Masalların yalan söylediğini asıl gerçeğin ölüm olduğunu sensizliğin ise ölümden beter olduğunu anlatacaktım sana… Bir kerecik dönseydi yüzüme yüzün… Kirpiklerim bulut topluyor bak! Yağacağım şehrine Bir akşam üstü… Geçen günler için bir inci tanesi düşüreceğim ellerine… Ben hiç unutmadım Bir ekim sabahı nasıl düştüğünü gönlüme… Nasıl düşürdüğünü beni benden öteye… Hiç unutmadım… Ah benim gönül sızım Ah benim yalnızlığım Ah benim yangınlarım yanılgılarım… Ah benim deli vurgun çocukluğum… Nerelerdeydin bunca zaman anlatsana… Gözlerinin kuytuluğunda Kaç ömrü heba ettin? Kaç ömre acılar biçtin? Ah benim can sızım söyle! Kaç yok’u var ettin vicdanının terli avuçlarında? Ömrümün noksanı… Gelmezsin bilirim… Yollarım dar gelir adımlarına. İşte hep bu yüzden yalnız ve yarsızım ben… // Kahraman Tazeoğlu -Ömrümün Noksanı..   https://www.youtube.com/watch?v=U2dYRUMpekw